Kerpicin Korunması
Kerpicin belki de tek kusuru suya karşı dayanıksız olmasıdır.
Bu nedenle bütün ayrıntılarda kerpicin su almamasına özen göstermek zorunludur.
Neolitik çağ yapılarında doğrudan toprağa oturtulan kerpiç duvarlar, daha sonra taştan su basman duvarına oturtulmuşlardır. Gerçekte taşduvar da çekme güçlerine karşı koyamadığı için onun da ahşap hatıllarla (ilk hatıl da hemen topraktan kurtulur kurtulmaz yapılıyordu) berkitilmesi, bir anlamda birarada tutulup dağılmasının önlenmesi sağlanıyordu. Örneğin Beycesultan’daki gibi (Denizli)...
Bugün temel duvarını doğrudan betonarmeyle yapıyoruz. Taş kullanılsa bile, altına, topraktan kurtulunca üstüne, betonarme hatıl yapıyoruz. Üste atılan betonarme hatılın da üstüne su yalıtımı yaparak suyun-nemin, kerpice ulaşmasını önleyebiliyoruz. Duvarın yüzeyinin de, hem su almasını önlemek, bunu yaparken de soluk almasını kesmemek gerekiyor.
Bunu denemek için ilk uygulamalarımdan biri olan Güre Yaz Okulu’nda değişik uygulamalar yaptım:
1. Duvarı gene kerpiç çamuru ile sıvadım (kaba ve ince) öylece de bıraktım (Kerpiç rengini, sevdiğim için…).
2. Sıvanın üzerine su almayı önleyecek saydam kimyasal sürdüm. Bu kimyasalın damladığı yerlerde ot bile bitmedi uzun yıllar… Uzun sürede su almama özelliğini de sürdüremedi. Ayrıca, çok pahalıya gelmesi bir yana, kerpicin doğallığı, zehirli bir gereçle hiçe indirilmiş oldu.
3. Sıvanın üzerine, ince sıvayı iyice döverek sıkıladıktan sonra kireç badana yaptım. Üç denemeden en iyi sonuç vereni bu oldu.
4. Duvarı geniş bir saçakla korudum. En iyi çözüm bu oldu.
Yapıda Kerpiç Çamurunun Kullanıldığı Başka Yerler
Neolitikten beri balçık, tabanda da kullanılmıştır. Bunun için kıvamına geldiğinde iyice dövülerek sıkılanmıştır. Ne var ki, kullanımla bozuldukça üzerine yeni bir katman eklemek zorunda kalınmıştır. Her ekleme odanın tabanını 4-5 cm yükseltmiştir. Böylece 15-16 eklemeden sonra odanın yüksekliği insan boyunu kurtarmaz olmuştur. Bu kez yapının duvarları da yıkılıp ortaya doldurularak bunun üzerine yeni bir yapı yapılmıştır.
Anadolu’da kent kent üstünde bulunmasının başlıca nedenlerinden biri budur. 80-90-100 cm’de bir, yeni uygarlık katmanı demektir bu…
Bu uygulama Denizli’de benim çocukluğumda bile sürmekteydi. Sıkılanan toprağın üzerine kireç badana yapılarak dayanması artırılmaya, tozması önlenmeye çalışılır. Bugün de Anadolu’nun birçok yerinde sürdüğünü sanıyorum.
Antalya’nın Kaleiçi’ndeki eski evlerinden öğrendiğim bir uygulama da, bol samanlı kerpiç çamurunun kiremit altı tahtasının üzerine sıva olarak uygulanmasıdır. Böylece:
• Hem iyi bir sıcak soğuk yalıtımı sağlanıyor.
• Hem de kiremit altı tahtasının çalışması sonucu çatı örtüsünün (yalıtımın, kiremidin) bozulması önlenmeye çalışılıyordu.
Ben bir çok çağdaş yapımda uyguladım bu yöntemi… Kerpiç çamurunu bulamadığım yerde de çimento (yüzde 75) ile alçıyı (yüzde 25) karıştırıp, bu karışıma kıtık ekleyerek elde ettiğim harcı kullandım. 1,5-2 cm kalınlığındaki bu harçla hem yalıtım için düz bir yüzey elde ettim, hem de kalıpta kullanılamayacak duruma gelmiş ahşabı kiremit altı tahtası olarak kullanabildim (çünkü kalınlık, yükseklik ayrımlarını da böylece önleyebiliyordum). Bu da önemli bir tutumsallık sağladı.